Fitoterapi Nedir?

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

4 Cevaplar

  1. Tarih Makaleleri dedi ki:

    Cok guzel, tesekkur ederim.

  2. AyRaNAKILLI dedi ki:

    LAHANA (Brassica oleracea)
    Bu değerli yemek malzemesi günümüzden önce de biliniyordu.
    Sari veya beyaz çiçekli, yıllık, iki yıllık ve çok yıllık, çoğu Akdeniz çevresi,İç Anadolu memleketlerinde yetişen ve yetiştirilen bir kıs
    sebzesi. Mutedil-serin, sisli, yağışlı, rutubetli iklimleri sever. Fazla sıcak ve kuraklık, sisli, yağışlı, rutubetli iklimleri sever. Lahananın göbek bağlamasını güçleştirir, yaprakları sertleştirir. Killi, derin, serin ve kuvvetli toprak ister. Azotlu gübrelere ihtiyacı fazladır. Kolay göbek bağlaması kısa daha iyi dayanabilmesi, kendine has tadı olması için, fazla miktarda potas’a ihtiyaç duyar
    lahana, çoğu Avrupa ülkelerinde yaygın olarak yetiştirilir. Eskiden beri, kisin sebze olarak yenilir. Kış soğuklarına oldukça iyi dayanabilen bir bitkidir.
    CİNSLERİ:
    1. Kelle (bas) lahana: 2-6 kg ağırlığı olan, en çok yetiştirilen bir çeşittir. 2. Kantar lahana: Orta, Güney ve Güneydoğu Anadolu’nun bâzı yerlerinde.
    yetiştirilir. Tânesi 15-30 kg gelebilir. 3. Brüksel lahanası: Uzun gövdesine sıralanmış olan yapraklarının diplerinde bir fındık veya ceviz büyüklüğünde göbek bağlamış yumrulardan istifade edilir. 4. Kara lahana: Karadeniz sahilinde pek fazla yetiştirilir. Göbek bağlamaz, körpe yaprakları çok lezzetli, baharlı, iştah açıcı, şifâlıdır. 5. Kırmızı lahana: Yaprakları kırmızı renktedir. Fazla iri olmaz. Siki göbek bağlar.
    Lahananın çeşitli tipleri pişirilerek yenildiği gibi pişirilmeden salata yerine yahut tursusu yapılarak yenir.

    KİMYASAL TERKİBİ: Lahana, Kalori bakımından pek zengin olmamakla beraber, vitaminlerle zengin bir sebzedir. A,B,C
    C vitamininin araştırılması bununla başlamıştır. C vitamini lahanada limon ve portakala göre az değildir, hatta kırmızı
    lahanada daha da fazladır. Bununla birlikte, lahanada Bl, B2, B3, B6, P ve K vitamini bulunmuştur. “U” faktörü yaraya karşı,etkili faktördür. Lahana mineral tuzlarla da zengindir. Lahanada şeker, , potasyum tuzu (K), fosfor (P), selüloz, yağlar, kükürt (S) ve ikame edilemez aminoasitler vardır.
    ETKİSİ: Şifalık özelliği olan lahana, aşırı kilodan kaynaklanan , problemlerde, şeker hastalıklarında önerilir. Lahana, organizmadaki kolesterolü düşürmeye yardım eder. Bu da, aterozsklerozdan korunmak için pozitif bir faktör sayılır. Tohumları kurt düşürücü ve idrar söktürücü olarak kullanılır. Tohumlarından yağ elde edilir. Ayrıca, haşlanarak yenilirse mide ve barsak yaralarını yumuşatır. Vücudu hastalıklara ve özellikle kansere karsı korur. Ses kısıklığını giderir. Guatr olanlar (özellikle kırmızı lahana) yememelidir.
    Halk hekimliğinde, lahana kullanma alanı çok geniştir; Sütle pişirilmiş ve unla karıştırılmış lahana yaprakları, egzamada, lahanayı buğulama yöntemi, alerji hastalıklarında kullanılır. İnce doğranmış yaprakları yumurta akı ile karıştırılarak, iltihaplı yaralara, yanıklara, kronik yaralara sürülür. Halk hekimliğinde, sulandırılmış lahana şırası, boğaz hastalıklarında gargara yapmak için kullanılır.
    Şifalı ve vitaminli maske hazırlamak için, taze ve temiz yıkanmış lahana (tercihen daha olgunlaşmamışı) kullanılır. Mutfak robotundan geçirilmiş lahanayı cilt üzerinde 10-15 dakika beklettikten sonra, cilt ılık su ile yıkanır. Yumuşak havlu ile kurulanır, ve krem sürülür. İşlem sonrası 25-30 dakika uzanmak iyi gelir.

  3. AyRaNAKILLI dedi ki:

    AK AĞAÇ (Betula verrucosa)
    20-30 m yüksekliğinde, kabuğu kaygan, beyaz, dalı yayılarak yetişen ağaçtır. Yaprakları sıra yapraklı, uzun, saplı, üçgen şeklinde, geniş, uçludur. Taze yaprakları yapışkan olur. Çiçekleri sarı renkli, sarkan küpe şeklinde, meyvesi yassı cevizgildir. Nisan-Mayıs aylarında çiçek açar. Kırgızistan’ın karışık ormanıarında yetişir. Yaprakları, tomurcukları, kabuğu, reçinesi, şırası, ak ağaçta yetişen mantar çeşidi çaga (chaga betula) toplanır.
    KİMYASAL TERKİBİ: Ak ağacın tomurcuklarında %4-6 eter yağı, betulin triterpni, seskvetirpen, saponin sarı boyası vardır. Yaprağında saponinler (%3), boyar maddeler (%5-6), şeker (%8-9), eter yağı (%0.5), nikotin asidi vardı.r. Kabuğunda ise, % 10-14 betulin, fitosterin, saponinler, reçine asitleri bulunur. Ak ağaç reçinesi, taze budakları ile kabuğundan kuru damıtma yolu ile elde edilir.
    Etkisi: İdrar söktürücü, safra söktürücü, gaz söktürücü özelliğe sahiptir. Tomurcuk ve yapraklarının infusyonu idrar kesesi iltihabında, idrar yollarında oluşan taşlarda, müzmin böbrek iltihabında, cilt hastalıklarında kullanılır. Taze yapraklarından demlenen çayın kalp çalışmasının zayıflamasından ortaya çıkan gut hastalığında içilmesi iyidir. Yapraklarının ekstresi idrar söktürücü olmasının yanı sıra organizmadan sodyum ile kloru çıkartır. Yaprağında reçine maddeleri ile flavonoitler çok sayıda bulunduğundan dolayı tedavide neticesi olumludur. Yapraklarında flavonoitlerin dışında potasyum çok sayıda bulunur, onlar flavonoitlerin etkisini arttırır. Kaynatılmış tohumlarının idrar söktürücü etkisi vardır. Bağırsak krampıyla oluşan karın ağrısında, kasılan bağırsak kaslarını gevşetir.
    Halk hekimliğinde, ak ağaç tomurcuklarının alkollü tentürü gastritte, mide ile on iki parmak bağırsağının yara (ülser) hastalığında, safra,
    idrar yolu taşlarının oluşmasında, bronşitte, ishalde, i eklem ağrılarında, asalak hastalıklarında, çeşitli cilt hastalıklarında yaygın kullanılır.
    Tomurcukların tentürü, kas iltihabında, cilt yırtılmasında, yaralarda uygulanabilir.
    Metabolizmayı düzenlemek için ak ağacın tomurcuklarından 50″gr. alınır, üzerine 500 ml, %40 etil alkolü eklenir, 10 gün karanlık yerde bekletilir. Süzülerek alındıktan sonra elde edilen tentürden, günde 3 kez, yemekten 15-20 dakika önce, 1 yemek kaşığı içilir.
    Ak ağacın yüzeyinden reçine alınarak, ondan %10-30 ilaç yağı yapılır. Egzama, vb. cilt hastalıklarında kullanılabilir.
    Ak ağacın şırasında %2 şeker, kalsiyum, magnezyum, demir, boyar maddeler, elma asidi, aroma tik maddeler bulunur. Her gün 3, kez 1 bardak alınırsa, kan temizlenir. Dolayısıyla ak ağaç şırası, cilt hastalıklarında, boğaz iltihabında, tüberkülozda ilaç olarak tavsiye edilir.
    Halk arasında, ak ağaçta yetişen mantar “çaga” yaygındır.
    Ak ağaç kabuğunun üzerinde 50 cm çapında yetişen çaga, 6-7 cm’lere bölünerek kurutulur.Çaganın tadı acı, kokusuzdur. Kuru mekanda muhafaza edilir.Çaga infusyonu, zararlı şişliklerin tedavisinde kullanılır. 0,24 saat içinde, 3 bardağa bölünerek içilir. Bunların dışında, halk hekimliğinde çaganın tentürü, mide, karaciğer, dalak iltihabında kullanılır. Çaganın ekstresı, “Befungindi” ilaç fabrikasında üretilir. Halk hekimliğinde, ak ağaç kuru ve soğuk sayılır.

  4. admin dedi ki:

    Sayın AyRaNAKILLI, Brassica ve Betula türleriyle ilgili gonderdiğiniz 2 yazının içeriğine bakıldığında literatürlerdeki bilgilere çok yakın olmayan yaklaşımların yanı sıra bilimsellikten uzak bir bakış açısı ve yorumlama görülmektedir. Kaynağı nedir bilemediğimden çok fazla yorum yapmak istemiyorum, ancak bu tür yazıların faydadan çok zarara neden olabildiği günümüze kadar pek çok örnekle saptanmıştır. Ülkemizde bitkilerle ilgili çok fazla yanlış bilgilendirme ve uygulama mevcut olduğundan dikkatli davranmak gerektiğine inanıyorum. İnsanları yanlış yönlendirmek ve bilinçsiz yaklaşımdan uzaklaştırmak amacı taşıyan bu sitenin bilimsel bir yön, birikim ve kaynak altyapısı taşıdığını gözardı etmemek gerekir. Teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir